Venezuela, Petrol ve Yoksulluk: Zenginlikler Ülkeyi Krize Nasıl Sürükledi?

Dünyanın en büyük doğal zenginliğine sahip olmasına rağmen, Venezuela hâlâ Latin Amerika tarihinin en kötü ekonomik ve insani krizlerinden birine gömülmüş durumda.
Dünyanın en büyük kanıtlanmış petrol rezervine (300 milyar varilden fazla) sahip olan ülke, bugün muazzam bir enflasyon, kitlesel göç ve temel hizmetlerin neredeyse tamamen çökmesiyle karşı karşıya.
Ve akılları kurcalayan soru şu: Böylesine büyük bir zenginlik ülkeyi neden kurtaramıyor?
* Petrol... Zenginlik Yük Haline Geldi
On yıllar boyunca, Venezuela ekonomisi neredeyse tamamen petrole bağımlıydı; petrol gelirleri ülkenin ihracatının %90'ından fazlasını oluşturuyordu.
Bu aşırı bağımlılık, Venezuela'yı küresel enerji fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı savunmasız hale getirdi.
2014 yılında petrol fiyatları çöktüğünde, ülke büyük bir darbe aldı; temel gelir kaynağını kaybetti, oysa kamu kurumları, özellikle de ulusal petrol şirketi "PDVSA", yolsuzluk ve kötü yönetim nedeniyle yıllarca süren bir yorgunluk içindeydi.
Bu krize rağmen, ardışık hükümetler, özellikle Hugo Chavez ve Nicolas Maduro dönemlerinde, sosyal programları finanse etmek için petrole dayalı bir ekonomik model benimsediler; bu sistem, uluslararası koşullar değiştiğinde çöktü.
* ABD Yaptırımları Durumu Daha da Kötüleştiriyor
2017 yılından bu yana, Amerika Birleşik Devletleri ve müttefikleri Venezuela hükümetine ve petrol sektörüne sıkı yaptırımlar uyguladı.
Bu yaptırımlar, ülkenin petrolünü serbestçe satma yeteneğini kısıtladı, yabancı yatırımları azalttı ve ulusal şirketin üretim için gerekli yedek parçaları ve temel teknolojilere erişimini engelledi.
Yine de bazı ekonomistler, krizin yaptırımlardan önce başladığını, yolsuzluk nedeniyle üretim altyapısının çökmesi, petrol sektörünün siyasallaşması, teknik pozisyonlara sadık kişilerin atanması ve bakım ile yatırım eksikliği nedeniyle ortaya çıktığını düşünüyor.
* Karşılıklı Suçlamalar
Muhalefet, Maduro hükümetini ekonomik çöküşten doğrudan sorumlu tutarak, sistemi "diktatörlük" olarak nitelendiriyor ve güvenlik güçlerini protestoları bastırmak için kullanmakla suçluyor; hükümet ise muhalefeti Washington aracılığıyla iktidarını devirmeye çalışmakla suçluyor.
Muhalefet, ulusal petrol şirketinde yaygın bir yolsuzluk olduğunu ve üretimin 1998'de günde 3 milyondan fazla varilden, bugün 800 binin altına düştüğünü, bakım eksikliği nedeniyle elektrik ve su krizlerinin yaşandığını ve kontrolsüz para basımının astronomik enflasyona yol açtığını belirtiyor.
Öte yandan, hükümet muhalefeti, yaptırımları kullanarak iktidarı dışsal önlemlerden sorumlu tutmaya çalışmakla suçluyor.
* Krizin Beş Ana Nedeni
Uzmanlar, Venezuela krizine yol açan beş temel faktör olduğunu vurguluyor:
1 _ Tamamen petrole bağımlılık: Güçlü sanayilerin veya ekonomik alternatiflerin olmaması "kaynak laneti" olarak bilinen durumu yarattı.
2 _ Profesyonel yönetim eksikliği: Ekipman ve teknolojiye yapılan yatırımların azalması, uzmanların yerini siyasi sadıkların alması.
3 _ Yolsuzluk ve kötü yönetim: Petrol sektöründeki kayıpların yıllık milyarlarca dolar olduğu tahmin ediliyor.
4 _ Uluslararası yaptırımlar: Petrol ihracatını kısıtladı ve küresel piyasalara erişimi engelledi, teknik ortaklıkları aksattı.
5 _ Nitelikli iş gücünün göçü: 7 milyondan fazla Venezüellalı ülkeyi terk etti; bunlar arasında petrol endüstrisinin devamlılığı için kritik mühendisler ve teknisyenler bulunuyor.
Sonuç olarak, gıda ve ilaç sıkıntısı ciddi hale geldi, elektrik ve su kesintileri yaşandı ve göç arttı.
Asgari ücret, bir kilogram et almak için yeterli değilken, çoğu insan yurtdışından gelen para transferlerine bağımlı hale geldi.
* Umut Var mı?
Cevap imkansız değil, ama karmaşık.
Uzmanlar, Venezuela'nın petrol sektörünü canlandırmak için 200 milyar dolara kadar büyük yatırımlara ve yaptırımları hafifletmek ve uluslararası şirketleri geri kazanmak için siyasi bir açılıma ihtiyaç duyduğunu, ayrıca tarım, sanayi ve turizmi geliştirerek ekonomiyi çeşitlendirmesi gerektiğini, yapısal reformlar ve yolsuzlukla mücadele etmesi gerektiğini düşünüyor.
O zamana kadar, Venezuela, muazzam zenginliklere sahip bir ülkenin, sürdürülebilir ekonomik ve siyasi politikaların yokluğu nedeniyle karşılaştığı en karmaşık krizlerden birinin çarpıcı bir örneği olmaya devam edecek.