Yeni bir saldırı, Cezayir'deki Ain Fouara heykelinde geniş bir tartışma başlattı
February 26, 202670 GörüntülenmeOkuma Süresi: 2 dakika

Yazı Boyutu:
16
Ain Fouara heykeli, Cezayir'in en belirgin simgelerinden biri, kamu alanında kalması veya müzeye taşınması konusundaki tartışmayı yeniden alevlendiren yeni bir saldırıya uğradı.
Kesik el ve video yayılması
Geçen Salı, kimliği belirsiz bir kişi, Cezayir'in başkentinin yaklaşık 267 kilometre doğusundaki Sétif eyaletindeki Ain Fouara meydanında bulunan heykelin elini kesti.
Hasarları belgeleyen bir video hızla sosyal medyada yayıldı ve çeşitli yorumların patlak vermesine neden oldu.
Korumaya yönelik talepler ve kaldırma çağrıları
Birçok etkileşimde bulunan kişi, heykelin etrafının çevrilmesi ve saldırganlara yönelik cezaların artırılmasını talep etti, çünkü bunun şehrin kolektif hafızasının bir parçası olduğunu düşünüyorlardı.
Öte yandan, bazıları, heykelin etrafındaki tartışmanın devam etmesinin, özellikle de kamu alanındaki varlığının halkın uzlaşmasını sağlamadığı durumlarda müzeye taşınmasını haklı çıkardığını düşündü.
19. yüzyıla ait bir heykel hikayesi
Tarih uzmanı Abd al-Haq Cheikh, heykelin 1898'de Fransız sanatçı Francis de Saint-Vidal tarafından yapıldığını ve Sétif'ten bir kadını tasvir ettiğini açıkladı. İlk kez Eiffel Kulesi'nin inşasının onuncu yıl dönümü kutlamalarıyla birlikte Louvre Müzesi'nde sergilendi.
O dönemde Sétif'in askeri yöneticisi, heykeli şehre hediye etmesini istemiş ve aynı yıl Temmuz ayında büyük bir çeşmenin üzerine yerleştirilmiştir. O zamandan beri önemli bir mimari ve turistik sembol haline gelmiştir.
Yıkım ve onarım tarihi
Bu olay ilk değil; heykel 1997'de bir bombayla patlatılarak parçalara ayrılmış, ardından onarılarak yerine konulmuştur. Daha sonra, her seferinde yüksek maliyetlerle onarılan heykeli parçalama girişimleri de olmuştur.
Tartışmaların yeniden alevlenmesine rağmen, Ain Fouara heykeli ve çeşmesi, Sétif'i ziyaret edenlerin ana duraklarından biri olmaya devam ediyor. Ziyaretçiler, su içmek ve fotoğraf çekmek için sık sık burada duruyorlar; bu da tarih, sanat ve yerel kimliğin iç içe geçtiği bir manzarayı yansıtıyor.