Güney Hint Okyanusu'nda Eşsiz Tuzluluk Düşüşü Bilim İnsanlarını Endişelendiriyor

Güney Hint Okyanusu, Batı Avustralya kıyılarının açıklarında, deniz suyu tuzluluğunun başka hiçbir yerde görülmeyen bir hızla düştüğüne tanıklık ediyor; bu durum, dünya genelindeki bilim insanlarının dikkatini çekti.
Deniz suyu tuzluluğu, su katmanlarının nasıl biriktiğini, akıntıların gezegen etrafında ısıyı nasıl taşıdığını ve besin maddelerinin güneş ışığıyla aydınlanan yüzeye ne kadar ulaştığını gösterir; burada deniz yaşamının çoğu şekli başlar.
* Sıcaklık Artışı Okyanus Akıntılarını Yeniden Şekillendiriyor
SciTechDaily tarafından yayımlanan bir çalışmada, Nature Climate Change dergisinde, son altmış yılda küresel sıcaklıkların artmasının ana rüzgar ve okyanus akıntı desenlerini değiştirdiği gösterilmiştir.
Bu değişim, Güney Hint Okyanusu'na artan miktarda tatlı su akışına neden oldu; bu durum, okyanus ile atmosfer arasındaki etkileşimi yeniden şekillendirme tehdidi oluşturmakta ve iklimi düzenleyen küresel döngü sistemlerine büyük baskılar yapmaktadır, ayrıca deniz ekosistemleri üzerinde de büyük baskılar oluşturmaktadır.
Atmosfer ve Okyanus Bilimleri Profesörü Wei Qing Han, şunları belirtti:
"Okyanusta tatlı su hareketinde geniş çaplı bir değişim gözlemliyoruz. Bu değişiklikler, küresel okyanus döngüsünde merkezi bir rol oynayan bir bölgede gerçekleşiyor."
* Tatlı Su Havzası ve Akıntı Kemeri
Bilim insanları, tatlı suyun büyük bir kısmının, Hint Okyanusu'nun doğusundan Pasifik Okyanusu'nun batısına kadar uzanan geniş bir tropikal bölgeden kaynaklandığını belirtmektedir; burada yoğun yağışlar yüzey suyu tuzluluğunu azaltmakta ve göreceli saflığını korumaktadır.
Bu bölgeye "Hint ve Pasifik Okyanusu Tatlı Su Havzası" denir.
Bu havza, termohalin döngü veya "akıntı kemeri" olarak bilinen bir sistemle bağlantılıdır; bu sistem, okyanus havzaları arasında ısı, tuz ve tatlı suyu taşır ve hatta Atlantik Okyanusu'ndaki koşulları etkiler; burada soğuk ve yoğun su kuzeye dalar ve sonra derinliklerden güneye geri döner, okyanus döngüsünü tamamlar.
* Eşsiz Tuzluluk Düşüşü
Genellikle Güneybatı Avustralya'nın suları, buharlaşmanın yağış miktarını aştığı için tuz bakımından zengindir; ancak uzun vadeli gözlemler, bu dengenin değişmeye başladığını göstermektedir.
Han ekibi, bu bölgedeki tuzlu su alanının son altmış yılda yaklaşık %30 oranında azaldığını tahmin ediyor; bu, Güney Yarımküre'deki en hızlı tuzluluk düşüşünü temsil ediyor.
Baş araştırmacı Jingxin Chen, Güney Çin Denizi Okyanus Bilimleri Enstitüsü'nden, akan tatlı su miktarının, Tahoe Gölü'ndeki su miktarının yaklaşık %60'ını yıllık olarak eklemeye eşdeğer olduğunu açıkladı; bu, ABD nüfusunu 380 yıldan fazla bir süre boyunca içme suyu ile beslemek için yeterlidir.
* Daha Az Yoğun Su ve Deniz Yaşamı Üzerindeki Etkileri
Tatlı su akışının artmasıyla, deniz suyu daha az yoğun hale gelir ve ağır tuzlu suyun üzerinde kalma eğilimindedir; bu, yüzey ve derin katmanlar arasındaki ayrımı artırır ve okyanusta ısı ve besin maddelerini taşıyan dikey karışımı sınırlar.
Bu durum, deniz yaşamı üzerinde doğrudan zarara yol açabilir; çünkü üst katmanlardaki besin maddeleri azalır ve yüzeye yakın ısı birikimi artar, bu da deniz canlıları üzerindeki okyanus ısınması baskılarını artırır.
Chen, şunları belirtti:
"Tuzluluk değişiklikleri, deniz ekosisteminin temeli olan plankton ve deniz otlarını etkileyebilir; bu da okyanuslardaki biyolojik çeşitlilik üzerinde uzun vadeli etkilere yol açabilir."
Hint Okyanusu'ndaki bu hızlı tuzluluk değişiklikleri devam ederken, bilim insanları, olanların okyanus döngüsü ve küresel iklim sistemlerinde daha geniş dönüşümlerin bir göstergesi olabileceği konusunda uyarıyor; bu da bu fenomenin izlenmesi ve deniz çevresine olan etkilerinin anlaşılmasının gezegenin geleceği için hayati bir öneme sahip olduğunu göstermektedir.