Muskat'taki nükleer görüşmeler İran'ı diplomasi ve askeri tırmanış arasında karmaşık seçeneklerle karşı karşıya bırakıyor

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçı, görüşmeleri "iyi bir başlangıç" olarak nitelendirerek, toplantılarda her iki taraf arasında dolaylı ve yoğun tartışmalar yapıldığını, endişelerin ve görüşlerin paylaşıldığını ancak detaylı anlaşmalara varılamadığını belirtti.
Amerikan talepleri ve çift yönlü yaklaşım
Raporun belirttiğine göre, Amerika Birleşik Devletleri, nükleer dosyayı aşan bir anlaşma peşinde; İran'ın füze programını ve Tahran'ın bölgedeki silahlı gruplara desteğini de kapsayan bir anlaşma istiyor. Ayrıca, insan haklarıyla ilgili iç meseleler de gündemde.
Müzakereler, Arakçı ile Amerikan elçisi Steve Wittekov arasında Omani aracılığıyla gerçekleştirildi ve üst düzey diplomatik heyetlerin katılımıyla yapıldı. Bu arada Washington, bölgedeki askeri varlığını artırarak caydırıcılık ve diplomasi arasında bir strateji izliyor.
Müzakereler sırasında karşılıklı baskılar
Rapor, İran'ın bölgedeki Amerikan askeri varlığını azaltma yönünde adımlar atmaya çalıştığını, Washington'un ise müzakerelerle eş zamanlı bir baskı politikası izlediğini vurguladı.
İran medyası, Amerikan Merkez Komutanlığı'nın görüşmelere katılmasını psikolojik bir baskı mesajı olarak değerlendirirken, sert analizciler Tahran'ın müzakereler sırasında olası bir çatışmanın maliyetini artırmayı hedeflediğini, geri adım atmadan bunu yapmaya çalıştığını belirtti.
Bölgesel gerginlikler durumu daha karmaşık hale getiriyor
Görüşmeler, özellikle İsrail'in bölgenin tehlikeli bir dönüşüm noktasına yaklaşmasıyla ilgili uyarıları ışığında bölgesel gerginliklerden doğrudan etkileniyor.
İran içinde, dış baskıların iç karışıklıklara yol açabileceği endişeleri artarken, son protesto dalgasının ardından bu durum, müzakere dosyasının ülkenin siyasi istikrarıyla da bağlantılı olduğunu gösteriyor.
Askeri envanter İran'ın baskı unsurlarını güçlendiriyor
Rapor, İran'ın müzakerelerin çökmesi durumunda geniş bir askeri seçeneğe sahip olduğunu, yaklaşık iki bin balistik füzeden oluşan bir envantere sahip olduğunu ve bu füzelerin Orta Doğu'daki Amerikan üslerini hedef alabileceğini belirtti.
Tahran, ayrıca, insansız hava araçları ve hızlı botlar gibi savaş yöntemlerine dayanıyor ve Irak, Lübnan ve Yemen'deki silahlı müttefikleriyle ilişkilerini sürdürüyor; ancak bu durum, olası bir çatışmanın kapsamını genişletebilir.
Müzakere ve tırmanış arasında denge stratejisi
Rapor, İran yönetiminin, askeri bir çatışmadan kaçınırken bölgesel etkisini korumak amacıyla hesaplı bir tırmanış ile diplomatik açılım arasında denge kurmaya dayalı bir strateji benimsediğini vurguladı.
Tahran, Washington'un yeni, maliyetli ve uzun süreli bir savaşa girmekte tereddüt edeceğine güveniyor; bu durum, Irak ve Afganistan'daki önceki deneyimlerle bağlantılı.
Müzakere sürecinin belirsiz geleceği
Diplomatik kanalların devam etmesine rağmen, rapor, şu ana kadar gerçek bir ilerlemenin olmamasının taraflar arasındaki derin anlaşmazlıkları yansıttığını belirtiyor. Askeri baskıların müzakerelerle eş zamanlı olarak devam etmesi, görüşmelerin geleceğini Tahran ve Washington'daki siyasi kararlara bağlı kılıyor. Karmaşık bir denklemin ortasında, kapsamlı bir uzlaşmaya ulaşma şansları şu aşamada sınırlı kalıyor.