Tartışmalı bir adımda, ABD Başkanı Donald Trump, dün Salı günü, Washington DC'de cinayet işleyen herkes için idam cezası talep edeceğini açıkladı; oysa bu ceza 1981'den beri şehirde resmi olarak kaldırılmış durumda.
Trump'ın açıklaması, Beyaz Saray'daki bir kabine toplantısı sırasında geldi ve şöyle dedi:
"Eğer birisi Washington DC'de başka birini öldürürse, idam cezası talep edeceğiz. Bu güçlü bir caydırıcıdır."
Washington DC'nin, geleneksel olarak Demokrat Parti'nin kalesi olarak kabul edilen, herhangi bir ABD eyaletine ait olmadığı ve doğrudan federal kongre denetimine tabi özel bir idari statüye sahip olduğu belirtilmelidir.
1992'de, bir parlamenter yardımcısının öldürülmesinin ardından, idam cezasının yeniden uygulanması için bir referandum yapılmış, ancak şehrin üçte iki nüfusu bu öneriyi reddetmiştir.
Şehir yasaları idam cezasına izin vermese de, federal yönetim bazı davalarda müdahale edebilir, özellikle de federal mahkemelerde görülen davalarda.
Trump'ın, idam cezasını destekleyen sert duruşuyla tanınan biri olarak, Washington'da bu cezanın uygulanmasını engelleyen yasaları değiştirmeye çalıştığı görülüyor.
Bu tırmanış, Trump'ın başkentteki "şiddetli çetelerle" dolu olduğunu düşündüğü yerlerde "düzeni" yeniden sağlama çabalarının bir parçası olarak geliyor.
Bu bağlamda, şehirdeki sokaklarda Ulusal Muhafız askerlerinin konuşlanmasını emretti ve Savunma Bakanı Pete Hegseth'e, "ülkenin başkentinde güvenlik ve düzeni sağlamak"la sorumlu özel bir birim oluşturması talimatını verdi.
Önemli bir not olarak, 23 ABD eyaletinin idam cezasını resmi olarak kaldırdığı, üç eyaletin (Kaliforniya, Oregon ve Pennsylvania) ise uygulamayı dondurduğu belirtilmelidir.
Trump, geçen Ocak ayında Beyaz Saray'a dönüşünün ilk gününde, "en korkunç suçlar" için idam cezasının kullanımını genişletmeyi talep eden bir yürütme emri imzaladı ve federal savcıların bunu daha sık talep etmelerini istedi.
Trump'ın açıklamaları, Washington'da idam cezasının uygulanabilirliği konusunda, sakinlerinin karşıt görüşlerine ve geçerli yasalara rağmen, keskin bir hukuki ve siyasi çatışma olasılığını gündeme getiriyor.