Politik ve hukuki boyutlar taşıyan dikkat çekici bir adımda, bugün bir grup önde gelen Lübnan milletvekili ve şahsiyetleri, "Hizbullah" Genel Sekreter Yardımcısı Şeyh Naim Kasım'a doğrudan ceza davası açtı. Bu dava, "kışkırtıcı" ve "toplumsal barışı tehdit eden" ve "anayasal otoritenin kararlarına karşı çıkan" olarak değerlendirilen açıklamaları üzerine yapıldı.
Milletvekilleri İlyas Khoury, Ashraf Rifi, Camille Chamoun, George Adwan, eski milletvekili Eddie Abi Lamaa ve "Değişim" hareketinin başkanı avukat Eli Mahfoud, Beyrut'taki Adalet Sarayı'na giderek, suç duyurusunu temyiz savcısı yargıç Cemal Hacjar'a sundular ve bu dava temyiz savcılığına kaydedildi.
* Suç Duyurusunun İçeriği
Suç duyurusunu imzalayan şahsiyetler, Naim Kasım'a karşı kişisel dava açma sıfatını aldı. Ayrıca, soruşturma sonucunda failler, ortaklar, müdahiller veya kışkırtıcı olarak ortaya çıkacak olan herkes hakkında da dava açıldı. Bu, Kasım'ın yakın zamanda yaptığı ve "Hizbullah" silahlarının kaldırılması durumunda "geniş bir iç savaş çıkabileceği" uyarısında bulunduğu açıklamaları sonrasında gerçekleşti. Kasım, Lübnan hükümetinin, "direnişi" ortadan kaldırmayı hedefleyen "Amerikan-İsrailli" bir gündemi uyguladığını belirtti.
* Adalet Sarayı Önünde Yapılan Açıklamalar
Milletvekili George Adwan, suç duyurusunda bulunanlar adına bir konuşma yaptı ve şunları söyledi:
"Mahkemeye başvurmak, Lübnan hükümetinin kararlarını korumanın yoludur. Adaletin yerini bulacağına ve yargının kamu özgürlükleri ve toplumsal barışın garantörü olmaya devam edeceğine inanıyoruz."
Milletvekili Ashraf Rifi ise şunları vurguladı:
"Bölgedeki İran rolü sona erdi. Kasım'ın açıklamalarına yanıt, devletin bir araya getirdiğini, oysa devlet dışı yapının ayırdığını belirten bir anayasal planla geldi."
Avukat Eli Mahfoud ise sundukları şeyin:
"Sadece bir ihbar değil, Naim Kasım'a karşı kişisel davacılar olarak doğrudan bir suç duyurusu olduğunu, çünkü açıklamalarının ülkenin birliği ve anayasal otoritesine doğrudan bir tehdit oluşturduğunu" açıkladı.
* Politik Arka Plan
Hukuki tırmanış, Kasım'ın açıklamalarının yarattığı büyük tartışmanın ardından geldi. Kasım, "Hizbullah" silahlarının kaldırılmasına yönelik herhangi bir girişimi iç savaşın patlak vermesiyle ilişkilendirdi ve hükümetin "Amerikan-İsrailli bir projeyi" uyguladığını savundu.
Bu, Lübnan hükümetinin Nuwaf Salam başkanlığında, silahın yalnızca devletin elinde tutulmasını sağlamak için Lübnan ordusuna yetki verdiği bir zamanda gerçekleşti; bu da "Hizbullah" tarafından büyük bir itirazla karşılandı.
* Başbakan Nuwaf Salam, "X" platformu üzerinden yanıt verdi:
"Hükümetin Amerikan-İsrailli bir projeyi uyguladığına dair konuşmalar yanlıştır. Kararlarımız tamamen Lübnanlıdır ve Bakanlar Kurulu'nda alınmaktadır, kimse bize empoze edemez."
Ekledi:
"Taif Anlaşması bizim ulusal belgemizdir ve devletin kendi güçleriyle tüm toprakları üzerinde otoritesini tesis etmesini açıkça belirtmektedir."
* Genel Bağlam
Hukuki hareket, Lübnan'daki politik ve güvenlik gerilimlerinin artmasıyla birlikte, hükümete Taif Anlaşması'na uyması ve devlet dışındaki silahlı grupların silahlarının kaldırılmasını öngören 1701 sayılı kararın uygulanması için artan uluslararası baskılar altında gerçekleşiyor.
Hükümet, silahın yalnızca devletin elinde tutulmasının istikrarı sağlamaya yönelik bir adım olduğunu düşünürken, "Hizbullah" bunu direnişine yönelik bir tehdit ve iç çatışmaya zemin hazırlayan bir durum olarak görüyor.
Bu gelişme, Lübnan parlamentosundaki milletvekilleri ile "Hizbullah" arasında eşi benzeri görülmemiş bir hukuki çatışma kapısını açıyor. Bu sırada gözler yargının tutumuna ve bu hassas dosyayla başa çıkma yeteneğine çevriliyor; zira ülkedeki mezhepsel ve politik dengeler oldukça karmaşık.